özel bir site

Sorgun Tarihi-Kültürü

1/3/2009 · Kategori: Yozgat

Sorgun Tarihi-Kültürü

 

Anadolu, birçok  göçlere sahne olması, burada birçok devletlerin kurulması ve önemli medeniyetlerin yer alması bakımından dünya tarihinde özel bir değer taşır. Bölgemiz ise bu önemli ülkenin düğüm noktasını teşkil eder. M. Ö. 230’dan sonra, daha önce balkanlardan Anadolu’ya geçmiş olan Galatlar, İç Anadolu’ya yerleştiler. M.Ö.  ikinci asırda, Romalılar birçok fırsattan ustalıkla istifade ederek, “ Asya Eyaleti” ni genişlettiler ve bütün Anadolu’yla beraber bölgemizi de ele geçirdiler. İlçemizde Alişar ve Kerkenez Dağı’nda yapılan inceleme ve kazılarla “ Hitit ve Eski Devirlere” ait daha sağlıklı bilgiler elde edinilmiştir.(Ayrıntılı bilgi ve resim  için burayı tıklayınız)


M.Ö. 395 yılında, Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Anadolu ve dolayısıyla bölgemiz, Doğu İmparatorluğu’nun (Bizans’ın) payına düştü. Bizanslılar zamanında bu bölgenin “ Pitriya” adıyla anıldığı rivayet edilmektedir. Bu bölge 1071 Malazgirt zaferinden  sonra Türk topraklarına katılmıştır. Önceleri merkezi İznik olarak kurulan (1075 ) Türk Devleti’ ne bağlı Kayseri Beyliği’nin sınırları içerisindeyken, 1127’ den sonra Anadolu Selçuklu Devleti’ne tabii Danişmend Oğulları Beyliği’nin topraklarına katılmıştır. Şeyh Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin halifelerinden Emirci Sultan ( Lakabı Şerefüddin) adı ile anılan Osman Efendi, bu dönemde gelerek bölgenin islâmlaşmasında büyük hizmetler vermiştir. Salmanlı,  Danışman ( Danışman Çiftliği)  Cihanşarlı köyü arazisi içindedir. vs. gibi aile ve köy isimleri Danışmendlilerden gelmektedir. Bölge 12.y.y.’ da ikinci Kılıçarslan Danışmendlilerin hakimiyetine  son verince, Selçuklu hakimiyetine girmiştir.


“ Boz Ok, bilindiği gibi, 24 boydan meydana gelen Oğuzeli’nin oniki boyunun umumi adıdır. Oğuzlar Anadoluya geldiklerinde söz konusu kol teşkilatını da uzun bir süre devam ettirdiler. Türkiye’nin hemen her bölgesinde Boz Ok ve Üç Ok kollarına mensup oymaklar yan yana yurt tutmuşlardır. Ancak Yozgat ve ona komşu bazı yörelerde daha ziyade Boz Oklu oymakların, Çukurova’da da Üç okların çoğunluğu teşkil ettikleri görülür. Bunun bir neticesi olarak adı geçen bölgelerdeki oymaklar  uzun bir zaman kendi kol adlarıyla, yani Boz Ok ve Üç Ok adlarıyla anılmıştır. Böylece Boz Ok bir müddet Yozgat ve ona komşu bazı yörelerdeki oymak tarafından taşındıktan sonra bölgenin adı olmuş ve bu cumhuriyet devrine kadar gelmiştir.” Dulkadir Beyliği’nin 1522’de yıkılması üzerine bölgenin hakimiyeti, Osmanlı devletinin himayesine girmiştir. Çelebi Mehmet zamanında Yozgat, Sorgun ve komşu mahallelere yerleşen birçok oymak vardı. Asıl Boz Ok kazası nihayetlerini Batlı, Kara Dere, Aşağı Konak, Sorgun, Delice Öz, Selmanlu ve Ak dağ kazası nihayetlerini de Yukarı Konak, Alikı, Ak Dağ, Boğazlıyan, Gedik ve Çubuk teşkil etmektedir. Bu nahiyelerin sınırları kesin olarak tespit etmek oldukça müşküldür.


Sorkun(Sorgun):Burası aşağı yukarı bugünkü Sorgun kazasına tekabül etmektedir. Bu nahiyede “Kemhalu, İncesu, Karaca Eymir, Eşel meydanı, Üç Köyü, Arap deresi ( hepsi Zâkirli oymadığından, Kamber Pınarı ( Tatar’dan) Kancık,  Key Geldi, İğdeli Pınar ( Kızıl Kocalu’ dan, ) Kırk Pınar Karaca Viran her ikisi de Selmalu’dan ), Kara Pınar, Dede Fakih, Göl Kavak, Alişar Dede,  İsmail Viran’ı  Orta Viran, Kasın Viran, (hepsi Ağaçlu’nun Közcü obasından ) Budak Fakih, Peynir Yemez, Kara Hacılu ( hepsi ta oymağından,)Kızılca Kışla Aygudulu, Maksudlu, ( diğer adı: Yen Beğlü), Ağaç Kaya ( diğer adı: Piri Fakihli tat), Karaca Kosuk ve Sar Günü (her ikisi Çurgardan)”...Sorgun 16. y.y.’da Anadolu’ya yerleşen boylardan, KAYI BOYU’ na ait, BOZOK SANCAĞI’ na bağlı, vasfı EKİNLİK olarak gösterilen, 45 vergi nufusuna sahip bir yerleşim yeridir.


Zâkirlu: Zâkirlular,Yozgat’ın doğusunda,Sorgun yöresinde yaşamakta ve yala Hacılu, Ramazanlu, Orhan Hacılu, Emir Gazilu ve daha birçok obalara ayrılmakta idiler. Bu boya mensup bir beğin Safeviler ile yapılan savaşlarda öldüğünü biliyoruz. Sorgun’da Zâkiru ve Kızıl Kocalu gibi her iki oymakta yaşamaktadır.


“XVI.Y.y. başından itibaren bir sancak olarak bilinen Bozok, Sivas eyaletine bağlıydı. Sancağın idaresinden itibaren başta sancak beyi olmak üzere kadı, çeribaşı, alaybeyi, sipahi kathadü yeri ve yeniçeri serdarı sorumluydu. XXII. y.y. ortasında 1 has, 19 zeamet ve 731, tımarı bulunan Bozok’ tan sefer zamanı sancakbeyinin askerleri ve tımarlı sipahilerle birlikte 1100 kişilik bir kuvvet cepheye gönderilebilmekteydi. Sancağın kazaları Sorgun, Akdağ, Hüseyinova , Budaközü, Beşiközü, Kızılocalu, Gedük, Çubuk, Emlâk, Boğazlıyan, Süleymanlı-i Sağır ve Han- ı Cedit’ten ibaretti. Bozok bölgesinde yaşayan eşkiya ve âsi konargöçenlerden oldukça zulüm, ve zarar görüyorlardı. Bunun üzerine XVII. Y.y. sonlarında Mamalü aşiretine Bozok’u eşkiyadan korumakla vazifelendirildi. 1715-1718 yıllarına gelindiğinde ise kapısız leventler bölgede eşkiyalık faaliyetleri sürdürüyorlardı.


Çapanoğulları’nın Menşei: Çapanoğulları’ nın ve Bozok sancağı’na yerleşmeleri hakkında bilinenler rivayetten öteye gitmemekte ve belgeye dayanmamaktadır. Bu ailelerin menşeini Marhalu, Çapanlu, Teke, Bayat, Cerit ve kara papaklara bağlayan rivayet farziyeler vardır. Belgeye dayanmamasına rağmen Çapanoğulları’nın Mamalu Türkmenleri’nden olmaları kuvvetli bir ihtimaldir. Ailenin adı geçen oymak voyvodalığını üzerine bulunması ve fertlerin tehlikeler karşısında aynı oymağa sığınmaları bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Çapanoğulları Çapan Ömer Ağa’nın  ölüm yılı olan 1704’ten önce Bozok bölgesine yerleştikleri kesindir. Rivayetlere göre 1650’lerde Horosan’dan ayrılan Çapanoğulları, Sam civarında bırakıp Bozok’u yurt edindiler. Osmanlı hükümeti, 1696’da aldığı bir kararla Bozok bölgesine Mamalu Türkmen oymaklarının iskanını başlattı. Buraya yerleştiren oymaklar arasında Çapanoğulları’ nın bulunduğu düşünüle bilinir.


Yozgat bilhassa 93 (1877-1878) harbi, 1, ve 2, balkan harpleri ve 1. Dünya Harbi esasında; savaşa  asker göndermesi, ordunun iâşesini temin etmesi bakımından birçok fedekârlıklar gösterdiği gibi bu savaşlarda istila edilen bölgelerden çıkıp gelen insanları barındırması bakımından da ayrı bir yere sahiptir. Milli mücadele döneminde, itilaf devletlerinin hile ve tertiplerinin tesirleri Yozgat’ta da görülmektedir. Bu hile ve tertipler arasında Ermeni Cemiyetleri’nin faaliyetleri ve zulmü ile, İngilizler tarafından halkın inançlarının istismarını saymak mümkündür. Yozgat, Milli Mücâdele yıllarında istilaya uğramayan illerimizden biridir. Onun için, bir Urfa, bir Maraş gibi kahramanlıklarını dünyaya duyuramamıştır. Fakat savaşın bütün acılarını ve sıkıntılarını çekmiştir.Cephe gerisi yapılması gereken her fedekârlığı yapmıştır. Çapanoğlu isyanı’ nın lideri durumunda olan Edip Celal ve Halit Beyler, Çapanoğlu Süleyman Bey’in üçüncü göbekten torunları olan Hacı Osman Nuri Bey’in oğullarıdır. Hacı Osman Bey’in dördüncü oğlu olan Salih Bey ise, bu hadisenin tamamen dışında kalmıştır.
Bölgede bu menfi propagandaların tesiriyle birçok Çapanoğlu isyanı husule gelmiş, bu isyanlar sebebiyle halkın tamamı isyankâr olarak tanıtılmaya çalışılmıştır. Halbuki bu isyan, söz konusu bu aileden üç kişinin iştirakiyle ortaya çıkmıştır. Halkın bu isyanla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Eğer Kuvâ-yi Milliye‘nin maksadı, Anadolu’nun her tarafına iyice anlatılmış olunsaydı, belki  de  böyle bir isyan zuhur etmeyecekti. İsyanın iki saat gibi çok kısa bir zamanda bastırılması da  bu hareketin ne kadar küçük bir hareket olduğunu göstermektedir. Çapanoğullar, 13 Haziran 1920’de Sorgun (Köhne) Nahiyesi’ni basarak, buraya hakim olup, 14 Haziranda da Yozgat’ı ele geçirirler. Yozgat’a girenlerin elebaşları  arasında, Çapanoğlu Celal, Mahmut, İhsan, Muhlis gibi kişiler  bulunmaktaydı. Zaten olayı organize edenlerde bunlardı. Atatürk Çapanoğulları İsyan hareketinde T.B.M.M.’de söyle izah etmiştir:“ Çapanoğulları’ndan Celal, Edip beyler, Aynacıoğulları ve Deli Ömer gibi birtakım eşkiyayı baylarına toplayarak 13 Haziran’da  Sorgun, 14 Haziran’da Yozgat’ı istilâ ederek, büyük bir mıntıkaya hâkim oldular...” 19 haziran 1920’de Genelkurmay’ın verdiği bir emir ile, isyan bölgesinde toplanmış âsi kuvvetleri dağıtılıp, isyanın kışkırtıcılarını cezalandırmak için Ethem Bey’in görevlendirilmesine karar verildi. Çerkez Ethem, Yozgat’a tamamen hâkim olduktan sonra, daha önceki dönemlerde yaptığı gibi, şimdiki askerlik Şubesi binasında Hiyanet-i Vataniye Kanunu’na dayanarak Askeri Mahkeme Kurarak, isyanda rolü bulunanları cezalandırmıştır. Çerkez Ethem Yozgat’tan sonra Sorgun ve Alaca’da da âsilerin isyanını bastırdı. Yozgat- Alaca yolu üzerindeki Arapseyfi’ de toplanan isyancıları da bertaraf ederek Yozgat’taki isyan direnişini kırdı.Milli kütüphane arşivlerinde yapılan taramalarda ele geçen salnamelere göre (1874,1887,1898 ve 1905 sayılı) merkez ilçesine bağlı bir bucak olduğu görülmektedir. T.B.M. Meclisi’nin ikinci dönem 30 Mayız 1926 tarihinde kabul edilin 877 Sayılı Teşkilât’ı Mülkiyye  kanunu ile Resmi Gazete ‘de yayım tarihi olan 26 Haziran 1926’da ilçe olmuştur. Bu kanunun altında o dönemde milletvekili olan şu kişilerin imzası bulunmaktadır: Avni DOĞAN, Ahmet Hamdi Bey, Salih Bozok ve Süleyman Sırrı İçöz, Bu tarihten sonra halk arasında KÖHNE-İ  KEBİR olarak bilinen ( Büyük Köhne) ilçemiz Sorgun adıyla anılmaya başlanmıştır. Bir ara ilçeye, Söğütlük ve Yeşilova dendiği de bilinmektedir.


Adı hakkında ileri sürülen rivayetlerden birine göre; Sorgun ismi “ Sor da Kon” dan gelmektedir. Türklere Anadolu’nun kapılarını açan 1071 Malazgirt Zafer’ in den sonra Selçukluların bir kolu olan “Gani Baba, Halil Baba, Baba-Ali ve Bedir Baba” adlarındaki komutanlar birbiri arkasından bu bölgeyi işgâl etmişlerdir. Burayı fetheden Bedir Baba Kuvvetlerinin arkasından gelen komutan, Bedir Babaya şöyle seslenir;


“ Bedir, sen konacağın yeri bilmiyorsun. Konacağın yeri “ SOR DA KON”, geldin de Cenevizlilerin pisliğine mi kondun”. İşte ondan sonradır ki “ Sor da Kon” sözü zamanla “ SORGUN” şeklinde konuşulur ve yazılır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yozgat'ın tarihi

1/3/2009 · Kategori: Yozgat


  

Yozgat İsminin Verilmesi
    
Yozgat adının nereden geldiği hakkında çesitli söylentiler ileri sürülür. Bir rivayete göre Yozgat Saray köyünden itibaren aşağıdan yukarıya doğru kat kat yükselmektedir. Bu kat kat yükselişindin ve rakımının yüksekliğinden dolayı önceleri "Yüz kat" denmiş, zamanla bu isim söylene söylene Yozgat halini almıştır. Diğer bir rivayete göre; Aşiret Reisi Ömer Cabbar Ağa’nın yüzü çopurdu. Bu yüzden kendisine Çopur veya Çapar Koca derlerdi. Söylentiye göre Cabbar Ağa, sürülerini bir yaz günü yaylakta otlatırken karşısına Hızır (AS) çıkıyor ve davar sahibi Cabbar Ağa’dan içmek için süt istiyor. Güler yüzlü Cebbar Ağa hemen misafirine ikramda kusur etmeyerek, gönül hoşluğu ile sütü veriyor. Hızır (AS) sütü içtikten sonra çok memnun kalıyor ve Cabbar Ağa’ya "Çobanoğlu, yozuna yoz katilsin, memleketinin adi Yoz-Kat olsun" diyor. Bu sözü söyleyerek kayboluyor. Temeli böyle olan Yoz-Kat söylene söylene Yozgat halini alıyor. İsmin kaynağı hakkında her ne kadar tatmin edici bir bilgi yoksa da uzun yıllar bu havalinin böyle anıldığı bilinmektedir. Birinci Büyük Millet Meclisinde Kütahya Mebusu Cemil Bey tarafından verilen bir takrir ile Yozgat ismi Bozok olarak değiştirilmiş, bilahare 23 Haziran 1927tarihinde Bozok Mebusu Süleyman Sırrı (IÇÖZ) Bey ve arkadaşlarının verdiği bir takrirle Bozok ismi tekrar Yozgat olarak değiştirilmiştir.


YOZGAT İLİ TARİHİ

 

     1- ESKİ DEVİRLERİ: Yozgat İli; Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Aligar höyüğünde 5000 sene öncesine ait eserler bulunmuştur. Yozgat il toprakları Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran ve Anadolu’da tarih devrinin başlangıcını sağlayan Hitit’lerin sınırları içerisinde en kalabalık yerleşim merkezlerinden biriydi. M.Ö...... 2000 - 1500 yılları arasında kurulan ve merkezi Yozgat sınırları içerisindeki Hattuşaş olan Hitit’lerin hakimiyetinden sonra yöre M.Ö.. 1200’lerde Deniz Hakları istilasının ardından Frig’lerin hakimiyetine girdi. M.Ö. 7. yüzyıl başlarında Kimmer’lerin saldırısına uğradı. M.Ö. 6. yüzyılda Lidya Krallığına bağlandı. Ayni yüzyılın ortalarında Pers’ler, M.Ö. 4. yüzyılda da Makedonya’lılar tarafından ele geçirildi. M.Ö. 3. yüzyılın baslarında güney kesimi kısa bir süre Kapadokya Krallığının hakimiyetinde kaldı. Daha sonra Anadolu’yu istila eden göçebe Kelt kabilelerinden Galat’ların yerleştiği Galatya’nın bir parçası oldu. M.Ö. 2. yüzyıl baslarında kurulan Galatya Krallığı bir süre Pergamon (Bergama) ve Pontus Krallıklarına bağlı kaldıktan sonra M.Ö. 85’te Roma’nın korumasına girdi. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Anadolu, Doğu Roma (Bizans)’in payına düştü. islarn orduları ve Sasani’ler zaman zaman Bizans elindeki bu bölgeye akınlar yapmışlarsa da bölgeyi devamlı olarak tutamadılar.

       2- 1071 MALAZGİRT SAVASI’NDAN SONRAKİ DEVRE: Bozok çevresinde Türk - İslam izleri 1071 Malazgirt Savası’ndan sonra baslar. Tahrir Defterlerinden 24 Oğuz boyunun 21’inden değişik oranlardaki Türkmen boyları Anadolu’ya gelmiştir. Salur, Eymür ve Karkin’lılar Anadolu’nun iskanında birinci derecede rol oynamışlardır. Kayın, Anadolu’nun fethi ve iskanında, Bey dilli ve Bayındır boyları da Anadolu’ya yerleşmede önemli görevler yapmışlardır. Oğuzlar, göçtükleri yerlere her sosyal birimden insanların yanında, kültür unsurlarını da taşıdılar. Bozok bölgesi, önemli kervan ve ticaret yollarının geçtiği bir yerdi. Emirci Sultan’ın Osman Pasa Tekkesi bu yollardan biri üzerinde bulunuyordu. zaviye, Kayseri ve Kırşehir’den Amasya’ya giden yol üzerindeki bir konak noktasıydı. Yas evi şeyhi Emirci Sultan'ın 1204’lerde Bozok’a gelerek, Keçi kirana (Osmanpasa) yerleşip irşada başladığı, bu bölgede 16. yüzyılda da "Osman Pasa Tekkesi" adıyla bir zaviye kurulduğu anlaşılmaktadır. Selmanlı ve Danışman köyleri, Danişmend’liler zamanından kalma tarihi köylerdir. İlimizde Selçukluların izleri 12. yüzyıldan itibaren görülür. Bir ara Danişmendoğulları’nın hakimiyetine giren bu bölge, 1175’den sonra Anadolu Selçukluları’nın eline geçmiştir. 1243 Kösedağ Savası'ndan sonra İlhanlilar’in kontrolüne giren bölge Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde Eretna Beyligi’nin, 1381’den sonra da Kadı Burhaneddin Devletinin eline geçti. 1398’de Kadı Burhan ettin öldürülünce Yıldırım Beyaz id bu bölgeyi ayni tarihte Osmanlı Devleti sınırlarına kattı. Timur Han 1402 - 1403 senelerinde Yozgat ve çevresini ele geçirdi. Timur Han Anadolu’yu terk ederken, 1256’dan itibaren bu bölgeye yerleşen Karatatarlar’ı Türkistan’a götürmeye karar vere- ren 1404’de bunların tamamını zorla alıp götürmüştür.

     3- YOZGAT VE ÇEVRESİNE YERLEŞEN OĞUZ BOYLARI VE YASADIKLARI YERLER: Karatatarlar’in Bozok bölgesinden gitmesi sonucunda bölge, Sivas’ın güneyinde ve Kayseri’nin doğusunda (bilhassa Uzun yayla) yaylaya Dul kadirli Türkmenleri tarafından iskan edilmiştir. 15. yüzyılda Yozgat ve komsu mahallere yerleşen, Bozok adıyla anılan oymaklar ve yerleştik lebi bölgeler şöyledir:

a. Kızılkoçalu: Topluca yasadıkları yer; Yozgat, şefaatli, Yerköy ve Musabeyli ile çevrili saha olup, Elmahacılı, Musa Beglü, Aziz Beglü, Yusuf Absal, Dokuz, Hasancı gibi obalarla Topaç, Erkekli ve İğdeli gibi ekinlikler de bu sahanın içinde bulun- maktadır. 1529 - 1530 yıllarında küçük bir köy olan Yozgat da bu sinirin içindedir. Ayrıca, Baleti Saray, Yassı Kışla, İğde Kışla, Arık Asan, Agaha Saz, Dere Kışla, Köse Yusuflu, Ali surlu, Sekile, İsa Hacılı ve Kösler de bu oymağa bağlı olanların yerleşip isim verdikleri yerleşim birimleridir.
b. Salmanla: Bu oymak Yozgat’ın batısında bulunan Salmanli’da yerleşmiştir.

c. Agaçalu (Agaçlul): Bu oymak Kara dere’de yasamaktaydı. Bu bölgede tamamen Agaçalu’larca doldurulmuş, Aşağı Kabak da bu boya mensup kişilerce iskan edilmiştir. Ayrıca Sokun, Emlak, Kaçça, Alili, Hacılar, Hamzalı, Hasar, çakır ve Bedük’te de Agaçalu obaları bulunmaktadır.
d. Çiçekli: Bu boy Boğazlıyan çevresinde oturmaktaydı.

e. Zakirlü: Bu oymak Sorgun civarında yasamakta ve Yayla Hacilu, Ramazanlı, Orhan Hacılu, Emir Cahili ve daha bir çok obalara ayrılmaktadır.

f. Mes’udlu: Bölgenin en eski oymaklarındandı. Buna rağmen pek fazla nüfusu olmayan oymaklardan meydana gelmiştir.

g. Aça Koyunlu: bunların kalabalık bir kısmi Gedik’te bir kişim obaları da Kara Dere’de yasamaktadır.

h. Kavurgalı: Yozgat'ın doğusunda kendi adini taşıyan Kavurgalı Köyü ve çevresinde yasamaktadırlar.

i. Demircülü: En taninmiş obaları, Sarim Beglü olup Merkeze bağlı Sarim bey bu obanın adini taşımaktadır.

j. Sam Bayati: Bunlar Bozok’un sınırları içinde bulunan o zamanki ismi Gedik olan sar Kışla’da yasamaktadırlar. Bunlar kıs aylarını Halep civarında geçirdiklerinden sam Bayati adini almıştır.

k. Sökmen: Yurtları Yukarı Kabak olup, burada bulunan; Ayrancı, Yağmur Kışlası, Kümler Kışla, Karaca Yük, Akarca, Arpalık, Küpeli, Karaveli Kışlası, Dere Yağsın, Alembeg Kışlası, Emirber Kışlası, Barakla, Akbenlü, çukur viran ve ekinliklerde 1542 - 1543 yıllarında 33 obaya ayrılmış bir halde yasıyorlardı. l. Hisar Beglü: Yurtalir Has bek ve çevresi olup, Hisar beyli köyü ile Bas Kışla’nın Kışla, Eynelli (Topal Abdal Kışlası), Has bek, Ozan, Kemal Fakihle, Agçadam, çanakçı, Ramazanlı, Boyalık, Kaya- cık, Ağıl lKayalu), çorak, Edik, Alin Pınarı, Musa Fakih, çağlalı gibi ekinlikler de bunlara aittir.

* Kaynak 1998 Yozgat İl Yıllığı -

Osmanlı Döneminde Yozgat ve Çapanoğulları

    Timur’un Anadolu’dan ayrılmasından sonra, Osmanlı şehzadeleri arasında çıkan saltanat kavgalarında Yozgat ve çevresi büyük sıkıntı çekmiştir. Yeniden Osmanlı Devleti’ne bağlanması ancak 1408’de Çelebi Mehmet döneminde olmuştur. 1413’de kesin olarak Anadolu’da Osmanlı hakimiyetini sağlayan Çelebi Mehmet, Yozgat ve yöresindeki devlet hakimiyetini pekiştirmiştir.Yavuz Sultan Selim döneminde Yozgat ve çevresinde “Celal” adında bir Türkmen önderinin çıkarmış olduğu isyan kontrol altına alınmışsa da, Yozgat ve yöresi bu isyandan büyük zarar görmüştür. Kanunî Sultan Süleyman döneminde arazi tahririnin yenilenmesi sırasında, bölgede yine karışıklılar çıkmış, ancak kısa sürede denetim sağlanmıştır (1526). 17. yüzyılın sonlarında devlet tarafından Bozok’A yerleştirilen Mamalı Türkmen oymaklarından, Çapanoğulları büyük güç kazanmışlardır. 1728’de Çapanoğullarından Ahmet Ağa, Yenili Has Mütesellim ligi’ne getirilmiştir. Bu görevde üstün basari gösterdiğinden dolayı da, 1732’de de Mamalı Türkmenlerin mütesellim ligi görevine yükseltilmiştir. 1741 yılında ise, Bozok Mütesellimliği görevine atanmıştır.Çapanoğlu Ahmet Ağa, bundan sonraki yıllarda etkinliğini komsu sancaklarda da duyurmuştur. Osmanlı Devleti’nce 1745’de “Kapicibasili” payesiyle ödüllendirilen Ahmet Ağa, Yozgat ve yöresinde bazı bayındırlık hareketlerine girişerek, halkın desteğini kazanmaya özen göstermiştir. Çapanoğulları, merkezi yönetimle uyum içinde olmayı sürdürmüşler; 1755’de İstanbul’da ortaya çıkan et sıkıntısını gidermek üzere koyun göndermeleri karşılığında Bozok Sancağı malikâne olarak Çapanoğlu Ahmet Ağa’ya verilmiştir. Böylece, Çapanoğulları Yozgat ve yöresinin tartışılmaz hakimi durumuna gelmişlerdir. Bu tarihten sonra İstanbul’a sik sik Çapanoğulları hakkında yakınma mektupları gitmeye başlamıştır. 1757’de devlet, Çapanoğlu Ahmet Ağa’yı zulümlerine son vermemesi durumunda malikanesinin elinde alınacağını bildirmiştir.Ahmet Ağa 1761’de Sivas Valiliğinin, İstanbul Hükümetince verilmesini sağlamıştır. Bu basarisinin verdiği cesaretle Maraş Valiliği’ne de göz dikince hakkında idam fermanı yayınlanmıştır. Ahmet Ağa’nın 1765’de idamından sonra Çapanoğlu Mustafa Bey’in Bozok Sancağı Mütesellimi oluncaya kadar Çapanoğulları Yozgat ve yöresindeki etkinliklerini yitirmişlerdir. 1768’de mütesellim olan Mustafa Bey, merkezle iyi geçinmeye çalışarak, yapılan savaşlar sırasında devlete asker ve malzeme yardımında bulunmuştur. Çapanoğulları 1772’den sonra Yozgat ve yöresinde yeniden söz sahibi olmaya başlamış, çevredeki diğer ayanlarla mücadeleye başlamışlardır. Çapanoğulları Canikliogullarına karsı sürdürdükleri mücadeleden basari ile çıkmışlardır. Mustafa Bey, 1782’de hizmetçileri tarafından öldürülünce, Bozok Sancağı mütesellim ligi kardeşi Süleyman Bey’e verildi. Osmanlı Padişahları 1. Abdülhamit ve 3. Selim ile iyi ilişkiler kuran Süleyman Bey, 1783’de Çankırı Sancağı Mutasarrıflığı’nı da almıştır. Nizam-i Cedide Ordusu’nun kurulmasını destekleyen Süleyman Bey, Caniklioğulları ile üstünlük mücadelesini sürdürmüş, 3. Selim’in tahttan indirilmesiyle durumu sarsılmış ise de, Alemdar Mustafa Paşa’nın, 3. Selim’in yerine geçen 4. Mustafa’yı tahttan indirmesiyle eski konumunu yeniden kazanmıştır. Süleyman Bey, 1808’de İstanbul'da toplanan ayan arasında yer alarak, Senem-i İttifak’ı imzaladı ve Sekban-i Cedide askerini kendi hakimiyet bölgesinde örgütlenmeye başlamıştır. Süleyman Bey, 1813’te öldüğünde güçleri doruğa ulaşmış olan Çapanoğulları, kendilerine mukataa olarak verilen; Bozok, Amasya, Şarki Kara hisar, Sivas, Kayseri, Maraş, Antep, Halep, Rakkas, Adana, Tarsus, Konya Ereğlisi, Niğde, Nevşehir, Kırşehir ve Ankara’da büyük bir nüfuza sahip olmuşlardır. Çapanogulları’ndan Mehmet Celaleddin Pasa, 1842-1846’da kısa sürelerle Bozok ve Kayseri Kaymakamlığına atanmıştır.1849’dan sonra yönetim kademelerinden iyice uzaklaştırılan Çapanoğulları, büyük servetleri sayesinde,özellikle ekonomik alandaki güçlerini X. yüzyılın baslarına kadar sürdürmüşlerdir.

 
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!


[Sitene Ekle]

Sitenizesayac.com